TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Burkay Güçyetmez, TBMM’nin yeni yasama yılının başlamasıyla birlikte inşaat mühendislerinin biriken sorunlarını ve yapı güvenliğine ilişkin çözüm önerilerini Meclis gündemine taşıdıklarını açıkladı.
Güçyetmez, İMO Merkez Yönetimi olarak yürütülen kapsamlı çalışmalar sonucunda hazırlanan rapor ve taleplerin, 1 Ekim 2026 tarihi itibarıyla TBMM Başkanlığı’na, Meclis Başkanvekilleri’ne ve ilgili Komisyon Başkanlıkları’na resmen iletildiğini belirtti.
Uzun yıllar yerelde yürüttüğü çalışmaların ardından İMO Merkez Yönetim Kurulu’nda görev yapan Güçyetmez, mesleki sorunlara ulusal ölçekte ve yasal zeminde kalıcı çözümler üretmek için yoğun çaba harcadıklarını vurguladı.
Güçyetmez, “Merkezimizin koordinasyonunda yürütülen çalışmalar ve başlattığımız girişimler kapsamında temsilciliklerimiz ve şubelerimiz nezdinde Türkiye genelinde güçlü bir irade sergiliyoruz. Yaşadığımız her büyük afet, güvenli yapılaşmanın yalnızca teknik bir konu olmadığını; doğrudan yaşam hakkı, kamu yararı ve toplumsal güvenlik meselesi olduğunu bizlere bir kez daha göstermektedir” dedi.
İnşaat mühendisliği alanında uzun yıllardır çözümü ertelenen yapısal sorunların giderilmesinin yalnızca mesleki bir gereklilik değil, aynı zamanda kamusal bir sorumluluk olduğunu belirten Güçyetmez, yerelden genele tüm üyelerden alınan güçle karar mercii olan Meclis nezdinde gerekli yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi için girişimlerini sürdürdüklerini ifade etti.
Yeni Yasama Döneminde TBMM’den Beklenen Acil Çözümler
İMO Genel Merkezi’nin, mühendislerin taleplerinin yeni yasama döneminde Meclis gündemine alınmasına yönelik çağrısını kamuoyuyla paylaşan Güçyetmez, inşaat mühendislerinin mesleki yetkileri, özlük hakları ve Türkiye’nin güvenli geleceği için Meclis’e sunulan dosyadaki acil yasal düzenleme beklentilerini özetledi.
Güçyetmez, “Demokrasinin olmazsa olmaz organı olan TBMM’nin bu dönemde demokrasinin inşasında öncü olması, hukuk devletini koruması ve halkın iradesinin gerçek temsilcisi olarak ekonomik, siyasal ve toplumsal yaşamı doğrudan etkileyen sorunların çözümü için gerekli çalışmaları yürütmesi ülkemizin geleceği açısından zorunludur” diye konuştu.
Yeni yasama yılından beklentilerinin, toplumun yaşam hakkını doğrudan etkileyen inşaat mühendisliği alanında uzun yıllardır çözümü ertelenen yapısal sorunların giderilmesi olduğunu belirten Güçyetmez, şu başlıklara dikkat çekti:
-
Mesleki yetkinlik ve uzmanlaşmanın yasal güvenceye kavuşturulmaması
-
İnşaat mühendislerinin yetkileri ile hukuki ve cezai sorumlulukları arasında adil bir dengenin kurulamaması
-
Şantiye şefliğinin fiilen ve sürekli yürütülen bir mühendislik hizmeti olmaktan uzaklaşması
-
Yapı denetiminin ticari ilişkilerin baskısı altında kalması
-
Proje hizmetlerinin sınırsız fiyat rekabetine terk edilmesi
Güçyetmez, bu sorunların yapı üretim sürecinin niteliğini ve güvenilirliğini zedeleyen başlıca unsurlar olduğunu ifade etti.
“Kamuda Mühendis İstihdamı Yetersiz”
Kamuda çalışan inşaat mühendislerinin, üstlendikleri ağır teknik, hukuki ve mali sorumluluklara rağmen hak ettikleri ücret ve özlük haklarından yoksun bırakıldığını savunan Güçyetmez, kamu kurumlarında ihtiyaç duyulan sayıda ve nitelikte mühendis istihdam edilmemesinin, mevcut teknik kadroların yetersiz bırakılmasının ve taşeronlaşmanın kamunun teknik kapasitesini ve denetim gücünü zayıflattığını belirtti.
“Özel Sektörde Düşük Ücret ve Güvencesiz Çalışma Var”
Özel sektörde çalışan inşaat mühendislerinin düşük ücretler, uzun çalışma süreleri, fazla mesai, iş güvencesizliği ve mesleki hak kayıplarıyla karşı karşıya kaldığını dile getiren Güçyetmez, mühendisin teknik kararlarını işveren baskısı altında vermek zorunda kaldığı, denetim ve kontrol görevinin yalnızca imzaya indirgendiği bir sistemde mesleki bağımsızlıktan, etkin bir denetimden ve gerçek anlamda yapı güvenliğinden söz edilemeyeceğini vurguladı.
Güçyetmez, mühendislerin ücret, çalışma koşulları ve iş güvencesinin korunmasının yalnızca bir özlük hakkı meselesi olmadığını; nitelikli mühendislik hizmetinin, kamusal denetimin ve toplumun yaşam güvenliğinin temel koşullarından biri olduğunu söyledi.
“Her Üç Mühendisten Biri, Genç Mühendislerin Yarısı İşsiz”
Odanın araştırmasına göre her üç mühendisten birinin, genç mühendislerin ise yaklaşık yarısının işsiz olduğunu aktaran Güçyetmez, bu durumun mühendislik hizmetine duyulan ihtiyacın azalmasından değil; kamuda istihdamın daraltılması, mühendislik hizmetlerinin taşeronlaştırılması, şantiye ve denetim süreçlerinin yetersiz teknik kadrolarla yürütülmesi ve nitelikli mühendis istihdamını destekleyen düzenlemelerin yetersizliğinden kaynaklandığını ifade etti.
“Kadın Mühendisler Ayrımcılıkla Karşı Karşıya”
Genç mühendislerin işsizliğe ve geleceksizliğe mahkûm edildiği, emekli mühendislerin insanca yaşam koşullarından uzaklaştırıldığı, kadın mühendislerin istihdam ve çalışma yaşamında ayrımcılıkla karşılaştığı bir ortamın meslek açısından sürdürülebilir olmadığını belirten Güçyetmez, yeni yasama döneminde meslek ve meslektaşların sorunlarının, ülkenin ve halkın sorunlarından ayrı düşünülemeyeceğini kaydetti.
“Ülkemizin Güvenli Geleceğini Savunuyoruz”
Açıklamasının sonunda mühendislik mesleğinin onurunun, toplumun ortak geleceğiyle doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çeken Güçyetmez, şu ifadeleri kullandı:
“Bu talepler; mesleğimizin saygınlığını korumayı, üyelerimizin kamuda ve özel sektörde yaşadığı hak kayıplarını gidermeyi ve en önemlisi halkımızın güvenli ve insanca yaşam hakkını savunmayı amaçlamaktadır. Biliyoruz ki; mesleğimizi savunmak, halkın yaşam hakkını savunmaktır. Mühendislik emeğini savunmak, kamu yararını savunmaktır. Bilimi ve tekniği savunmak, ülkemizin güvenli geleceğini savunmaktır. Meclisimizden beklentimiz, toplumun yaşam güvenliğini merkeze alan bu çağrımıza kulak vermesidir.”








