Halk TV… Halk TV konusunda, Halk TV'ye kayyum atanması konusunda çok şey yazılıp söylenebilir. Lakin, sorun Halk TV sorunu değil, sistem sorunu; bu sistem içinde, bu sistem değişmeden, hangi parti gelirse gelsin, zorlandığı zaman demokrasinin kırıntılarını da ortadan kaldırmaya çalışır.
Halk TV… Halk TV konusunda, Halk TV'ye kayyum atanması konusunda çok şey yazılıp söylenebilir. Lakin, sorun Halk TV sorunu değil, sistem sorunu; bu sistem içinde, bu sistem değişmeden, hangi parti gelirse gelsin, zorlandığı zaman demokrasinin kırıntılarını da ortadan kaldırmaya çalışır.
Demokrasiyi savunmak ciddi iştir. Her şeyden önce, toplumda böyle bir talebin var olması gerekir. Demokratik kitle örgütleri ve demokrasiyi savunduğunu söyleyen partilere bir bakalım; bunların çok istekli olması ve samimi olması gerekir. Genellikle kendi içinde sorunlarla boğuşan, zoru görünce rakibine şirin gözükmeye çalışan, bireysel kariyer hesaplarının hiç eksik olmadığı yapılarla demokrasi mücadelesi yapılamaz; yapılsa da bir arpa boyu yol alınamaz. Bu sistem, özellikle son kırk yılda sistematik olarak bütün değerleri aşındırıldı ve maalesef “yetmez ama evet” diyenlerle muhalefet sulandırılarak Anti-Demokratik yelpazeye sözde aydınlar tarafından büyük yol verildi. Şimdi hala hepimiz demokrasicilik oyununu sürdürüyoruz.
Demokrasi talebi için ulusal bilinç, paylaşım kültürü, eşitlik ve adalet kültürü gerekir. Birlik, dayanışma ve mücadele kültürü gerekir.
Bütün bunlar hiç mi yok? Ebette var ve Türkiye bu konuda özellikle 1970 ve 80 arası çok yol almıştı. Ama 1980 darbesi çok ağır darbeler vurdu. O gün bugün hem anti demokratik güçler egemenliklerini pekiştirmek için abandı hem de demokrat güçler tam olarak toparlanmadı.
Bin yıllar boyunca insanlık demokrasiden uzak yaşamış, taa ki 1789 yılına kadar. Yani, Fransız ihtilaline kadar. İki yüz yıl kadar geçmişi var demokrasinin... İnsanlık tarihini hesaba katarsak, demokrasi daha kundakta bebek bile değil.
Demokrasiden rahatsız olan güçler onun gelmemesi, olmaması için ellerinden geleni yaparlar, ama “demokrasi olmalı, demokrasi gelmeli” diyenler (bir avuç samimi insan dışında) acaba ne yapıyorlar?
Yani bütün mesele: her bakımdan çürüyen, kirlenen toplum kendisini yeniden küllerinden var edebilir mi?
Neyle?
Nasıl?
Ne zaman?
Kimlerle?
Ahmet ATILMIŞ | 14.10.2026 – aatilmis@hotmail.com








