104 Yıl Önce Bugün: Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Tarihi Açılışı
Haber Kategorisi: Güncel

104 Yıl Önce Bugün: Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Tarihi Açılışı

Türkiye Cumhuriyeti'nin Milli Mücadele tarihinde dönüm noktalarından biri olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 104. yılını kutluyoruz.

Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde, Kurtuluş Savaşı'nı başlatan ve Cumhuriyet'in temellerini atan TBMM, 104 yıl önce açıldı. Bu açılış, kurtuluş mücadelesinin en önemli aşamalarından biriydi.

Osmanlı İmparatorluğu'nun 1. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkmasının ardından, ülke Mondros Mütarekesi'ne rağmen işgal edilmeye başlandı. Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı. Amasya Tamimi ile Erzurum ve Sivas kongrelerinde alınan kararlar, "ulusun egemenliğini yine ulusun sağlayacağı" ilkesini ortaya koydu.

1919 sonbaharında yapılan seçimlerden sonra Osmanlı Mebusan Meclisi, 12 Ocak 1920'de toplandı. Mustafa Kemal, Erzurum mebusu seçilmişti ancak o Ankara'da kaldı. Meclis, Misak-ı Milli'yi kabul etti ve İstanbul'un işgal edilmesiyle birlikte Ankara'ya kaçmaya başladı.

Mebusan Meclisi, 18 Mart'ta son kez toplanarak, Meclisin süresiz olarak tatil edilmesini kararlaştırdı. Mustafa Kemal, 19 Mart 1920'de Ankara'da olağanüstü yetkili bir Meclis'in toplanacağını duyurdu.

23 Nisan 1920'de, Hacıbayram Camisi'nde cuma namazı kılınıp, kurbanlar kesildikten sonra ilk TBMM, İttihat ve Terakki Kulübü olarak yapılan binada açıldı. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurtuluş mücadelesinde önemli bir adım olan TBMM'nin 104 yıl önceki açılışı, Cumhuriyet'in temellerini atan önemli bir adımdı.

TBMM'nin ilk Başkanı Mustafa Kemal Atatürk, Meclisin 1 Mart 1920'deki 4. toplantı yılının açılışında şunları söyledi:

"Hep birlikte bakışlarımızı, vicdanımızın merkezi olan millete dikelim. Orada erdemin, vefa ve içten bağlılığın, yenileme arzusunun, egemenlik aşkının ve geleceğin sönmeyen ateşi yanmaktadır. Bu kutsal ateş, kendi içindeki bilgisizlik ve karanlığı yakacak ve bağımsızlığımızın önüne dikilecek olan bütün engelleri yıkacaktır. Efendiler, millet önünde, onun hak ettiği bağımsızlığın önünde, onun layık olduğu gelişme ve yenileme arzusu önünde, her kuvvet ancak milletin irade ve amaçlarına uymak şartıyla yaşayabilir. Milletin irade ve amaçlarına uymayanların talihi hüsrandır, çökmedir."