Eğitimin en temel ihtiyaçları bile görmezden geliniyor

0
239

Milli Eğitim Bakanlığı yılın ilk yarısına ilişkin “2019 yılı Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu”nu açıkladı
Rapora göre MEB, 2018 yılında yurt dışındaki okullara 126 milyon 746 bin lira para transfer ederken, 2019 yılı için 153 milyon lira başlangıç ödeneği belirlendi. Ancak yılında ilk 6 ayında bu ödeneğin iki katı harcama yapıldı. Özel mesleki ve teknik Anadolu liselerinde eğitim ve öğretim gören öğrenciler için yılın ilk 6 ayında toplamda 187 milyon 146 bin 82 lira ödeme yapılırken, özel okullara ise 682 milyon 835 bin 712 lira ödeme yapıldı. 
Zorunlu harcamalar kamusal alana göre özel alan dikkate alınarak hazırlandı
Raporu Sabah’a değerlendiren Eğitim Sen Gaziantep Şube Başkanı Ali Ersönmez, bütçenin özel okullara ve yurt dışındaki okullara aktarıldığını ifade ederken, “2019 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) ayrılan bütçe rakamlarına bakıldığında, eğitimin en temel ihtiyaçlarının görmezden gelindiği, bütçenin sadece zorunlu harcamaların kamusal alana göre değil özel alanın dikkate alınarak hazırlandığı, anlaşılmaktadır” dedi. 
Eğitimde özel sermayenin önünü açan uygulamalar hayat buldu
Başkan Ersönmez, “Anayasa’nın 42’nci maddesine göre eğitim öğretim faaliyetlerinin ücretsiz olduğu, hiç kimsenin bu haktan yoksun bırakılamayacağı, eğitim öğretim faaliyetlerinin eğitimde fırsat eşitliği ilkesi gözetilerek yapılması gerekliliği belirtilmektedir. Buna rağmen son yıllarda eğitimde özele bütçe aktarımı, özel okullara destekler, eğitimde özel sermayenin önünü açan uygulamalar hayat bulmuştur. 2012 yılında çıkan ve eğitimde 4+4+4 olarak adlandırılan kanunla birlikte eğitimde özeleştirmelerin artacağını, özel okula teşviklerin büyüyeceğini, eğitimin paralı hale geleceğini, eğitimin yükünün velilere yükleneceğini, Eğitim-Sen olarak belirtmiştik ve yasaya karşı ciddi mücadeleler büyütmüştük. Ancak eğitimde 4+4+4 yasası tüm tepkilere rağmen geçmişti” ifadelerine yer verdi. 
Hedefin yanına bile yaklaşılmadı
Geçtiğimiz 16 yıl içinde MEB bütçesinin milli gelire oranı çok az artmış olmasına rağmen, belirlenen rakamların ihtiyacın çok altında kaldığının altını çizen Ersönmez, “Eğitim harcamalarının esas yükü, eğitimi adım adım ticarileştirme ve kamu kaynaklarının özel okullara aktarılmasının da etkisiyle büyük ölçüde halkın sırtına yıkılmıştır. Her bütçe döneminde eğitime en çok payı ayırmakla övünen siyasi iktidar tarafından ‘okulöncesi eğitimin zorunlu olacağı’ ve 2019 yılına kadar tüm okullarda ‘tam gün eğitime geçileceği’ iddia edilmiş olmasına rağmen bu hedefin yanına bile yaklaşılmamıştır” şeklinde konuştu. 
Eğitimden tasarruf yapılması ve eğitim bütçesinde kısıntıya gidilmesi kabul edilemez
Eğitimin devredilemez ve vazgeçilemez kamusal bir hak olduğunu hatırlatan Eğitim Sen Gaziantep Şube Başkanı Ali Ersönmez, konuşmasına şöyle devam etti: “Bu alanda yapılan çeşitli araştırmaların da gösterdiği gibi, devlet okullarında paralı eğitim uygulamaları yaygınlaştıkça, en düşük gelir dilimindeki yüzde 20’lik kesimin gelirleri içinde eğitim harcamalarına ayırmak zorunda oldukları pay artmaktadır. Piyasacı eğitim sistemi, yaşamın her düzeyinde rekabeti, hizmetin bedelini ödemeyi, öğrenci ve velilerin ‘müşteri’ haline getirilmesini hedeflemekte, toplumdaki sınıf farklılıklarını daha da belirgin hale getirmektedir. Aynı okul içinde sınıflar, aynı bölgede okullar, farklı bölgeler, birbirleriyle rekabet içine sokularak eğitim hizmetleri piyasa kurallarına göre düzenlenmektedir. Yapılması gereken, kamusal kaynakların yine kamusal bir hak olan eğitim için, özel çıkarlar değil, toplumsal çıkarlar gözetilerek değerlendirilmesidir. Ekonomik kriz gerekçesiyle eğitimden tasarruf yapılması ve eğitim bütçesinde kısıntıya gidilmesi kabul edilemez.”

gaziantepsabah.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here