Gaziantepli Hamdi Doğan ( Hamdoş Dayı ) yaşamını yitirdi

0
2753

Türkiye İşçi Partisi ( TİP ) in efsane isimlerinden Hamdoş Dayı -Hamdi Doğan 81 yaşında yaşamını yitirdi.

Cenazesi Pazar günü saat 10.30- 11.00 arasında  Düztepe Cemevinden alınacak olan Hamdoş Dayı Çapalı Köyünde toprağa verilecek.

Hamdi Doğan 1965 yılında Gaziantep’te TİP’ten  milletvekili adayı olmuş, ve o dönemde tek propaganda aracı olan Radyo’da yaptığı konuşmalarla Türkiye’yi ayağa kaldırmıştı.

Hamdi Doğan (Hamdoş) kimdir

1937’de Töreli Bavakır köyünde doğdu. Ailesi o 40 günlükken Bostancı köyüne yerleşti. 12-13 yaşlarında da Çapalı köyüne yerleşti. Irgatlık, çobanlık, azaplık (marabalık), işçilik yaptı. 1962’de sol-sosyalist hareketle tanıştı, TİP’e katıldı. Boran ve Aybar’la çalıştı. Gaziantep’in yanı sıra Adıyaman, Malatya, Hatay, Adana, Urfa’da TİP için faaliyetelrde bulundu. TİP’in bölünmesinden sonra Aybar’la devam etti. 1972’de Sosyalist Devrim Partisi’nde hem kurucu hem yürütme kurulu üyesi olarak çalıştı. Partinin pek çok ildeki teşkilatını kurdu.

Türkiye İşçi Partisi’ne Âşık Oldum adlı anı kitabını kâh merakla kâh mahcubiyetle, bazen soluğum kesilerek, çoğun efkârlanarak okudum. DERVİŞ AYDIN AKKOÇ’un yazısı:

Hakkında ne söylense, söylenen sözleri kifayetsiz çıkaracak, kelimelerin boynunu bükecek bazı hayatlar vardır. Azmin, fedakârlığın, hakikate imanın ama her şeyden önce sevginin rehberlik ettiği bu hayatlar, dünya okyanusuna düşmüş mütevazı taşlar gibidir: tarihin sularını dalgalandıran irili ufaklı taşlar. İşte Gaziantepli Hamdi Doğan’ın, nam-ı diğer Hamdoş’un hayatı da, suları kabartan, umudu çoğaltan böylesi hayatlardan biri. “Türkiye İşçi Partisi’ne Âşık Oldum” adlı anı kitabını kâh merakla kâh mahcubiyetle, bazen soluğum kesilerek, çoğun efkârlanarak okudum. Sekiz yaşında sigaraya başlayan, “on beşinde çapkın, deli fişek; kovaladığını yakalayan, vurduğunu yıkan,” on sekizine geldiğinde “gözünü budaktan, sözünü dudaktan sakınmayan” bir mücadele insanının, bir başka ifadeyle, sosyalizm ütopyasına hayatını vakfetmiş yoksul bir dava adamının tecrübeleri karşısında insanın sesi kısılıyor, hatta utanıyor da, ne söylenebilir ki? Dilim döndüğünce ancak kendi okuma deneyimimi aktarabilirim.

“Hepimiz bu beylerin, ağaların köleleriydik”
Hamdi Doğan’ın taşra karanlığında gürül gürül akan o militan hayatını okuduğumda, bu hayatı yerli yerine oturtmak için epey uğraştım. Teoriyle az çok mesaim var, ne yalan söyleyeyim kavramlar elimde, yöntemler koynumda kaldı. Bu hayatın öznesini nasıl anlamlandırabilirim diye kendi köşemde kıvranırken, hep olduğu gibi şiir yetişti imdadıma. Evet, adına Hamdoş değil, “Küçük Yusuf” diyerek Enver Gökçe anlatmıştı Hamdi Doğan’ı! “Memleketimin Şarkıları” şiirindeki “ela gözleri çapak çapak,” “bıyıkları burma burma,” gözleri “kara kıyma renginde” olan, “el kapılarında ırgatlık” eden, ciğerlerine “pamuk tozu, kömür tozu” çeken, “adı haritalarda bile bulunmayan bir köyde” doğan Küçük Yusuf’un ta kendisiydi Hamdoş! 1936’da Gaziantep’in Babakır köyünde doğan, Yemen’de çarpışmış ama bir karış toprağı olmayan Azaplık Ali’nin ve hikmetiyle meşhur Kadem bacının oğlu Hamdoş’un hayatı, fitili ateşlenmiş bir dinamit gibi âdeta. Değil mi ki, karanlık vakitlerde dahi imanından bir milim sapmayan, iyimserliği, neşeyi, öğrenmeyi, insan sevgisini bir an olsun elden bırakmayan Hamdoş’u anlatmaktadır şu dizeler: “Ahdim var: Terli atlet fanilalı göğüslerden/ Püfür püfür geçeceğim/ Bir de âşığım, kanlıbıçaklı/ Yar için serden geçeceğim/ İnan ki ciğerparem, inan ki sevgilim/ Bu hususta: ‘Üçten, beşten, senden geride kalan değilim.’” Abartmıyorum, okuduğunuzda göreceksiniz, Hamdoş’un aşkı da kanlıbıçaklı, davası da. Önce ağalarda sonra patronlarda görüp de nefret ettiği “kölelik düzeninden” kurtulmak için serden de yardan da geçmeye hazır; canını dişinde gezdiren bir hakikat insanıdır Hamdoş.

“Türkiye İşçi Partisi’nin üniversitesinde yetiştim”
Sömürüyü, adaletsizliği kitaplardan değil, yaşayarak öğrenmiştir. Türkmen Alevilerinden Hamdoş, ilkokul ikinci sınıftan terktir ama tahsili tamdır: “Karadan ağa dönüp ders-i dilara okuruz/ Mekteb-i aşka vardık, şimdi elifba okuruz” diyenlerin soyundadır. Avuçlarından saçılan tuzlarla kuzuları otlatan, gaddar ağaların topraklarında üç otuz paraya kazma kürek sallayan Hamdoş’un yüreğine sosyalizm hayalinden, adalet özleminden bir damlanın düşmesi yetmiş de taşmıştır bile. Sözlerinde tahsillilerin kibrinden zerre bulamazsınız, her kelimesi canlı hayattan süzülmüş özlerle yıkanmıştır. Bu itibarla, Hamdoş’un kaleminden dökülenler, muktedirlerin paşa gönüllerince yazıp çizdikleri tarih anlatılarına karşı öne sürülen sol bir karşı-tarih anlatısıdır. Hâsılıkelâm, 1961’de Antep’in namlı babayiğitlerinden Kürt Reşit’le ve dahi birçok insanla TİP’te siyaset sürdüren, TİP’in Türkiye sathında yarattığı umudu köy yollarında tabanları yarılarak yaymaya çalışan, kendi yekten sözleriyle “çalılı, dikenli, saldırgan köpekli, eli bıçaklı it oğlu itlerin içinden sıyrılıp bir düzlüğe” ulaşan Hamdoş’un hayat macerası, bugün sosyalizm düşünü çoğaltmak isteyenlere sunulmuş bir armağandır.

gaziantephaberler.net

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here